Araç Satışları Kanun Değişikliği

31 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Gündem

YURTKUR’DAN ÖĞRENCİLERE MÜJDE

24 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

YURTKUR’DAN ÖĞRENCİLERE MÜJDE…
BURS ALAN ÖĞRENCİ SAYISI VE MİKTARI
ARTTIRILDI….
Kurumumuzdan, burs ve öğrenim kredisi için müracaatta bulunmuş olan 468.389
öğrenciden 117 Bin’ine burs geri kalan tüm öğrencilere öğrenim kredisi
verilecektir. Burs alan öğrenci sayısı daha önce 87 Bin olarak açıklanmışken, 30
Bin kontenjan daha arttırılarak 117 Bin’e çıkarılmıştır.
24 Aralık 2009 günü mesai bitimine kadar Taahhüt Senetlerini noterde tanzim
ve tasdik ettirdikten sonra Kuruma teslim edenlere ödemeleri 11 Ocak 2010
tarihinden itibaren T.C Ziraat Bankasının ilgili şubelerinden yapılacaktır.
Ocak 2010 tarihinden itibaren burs ve öğrenim kredisi miktarı 180 TL’den 200
TL’ye yükseltilmiştir.
Bu doğrultuda;
Yüksek lisans öğrencilerine aylık burs/öğrenim kredisi miktarının 2
katı(200X2=400TL),
Doktora öğrencilerine ise 3 katı (200X3=600 TL) ödenecektir.
ÖSS sonucunda sayısal, sözel, eşit ağırlık ve yabancı dil dallarında ilk 100’e giren
öğrencilere aylık burs tutarının 3 katı((200X3=600 TL),
Amatör spor dallarından herhangi birinde milli olmuş yüksek öğrenim
öğrencilerine aylık burs tutarının 3 katı (200X3=600 TL) burs verilecektir.
Ayrıca;
Yüksek lisans hazırlık sınıfına kayıtlı öğrencilere de 2009-2010 öğretim
döneminden itibaren öğrenim kredisi verilmesine başlanmıştır. Önceki uygulamada
yüksek lisans öğrencileri normal eğitim süresince burs/öğrenim kredisi alabilmekte
iken, hazırlık sınıfı süresince bu hizmetten yararlanamamaktaydı.

Kaynak KYK sitesi

Ayrıyeten kredisini Noter’den onaylatmış ve sonradan öğrenim kredisinin burs olarak değiştirildiğini öğrenen öğrenciler olmaktadır. Bu kişilerin gerekli işlemleri önceden yapılmıştır. Bu öğrenciler KYK müdürlüklerine başvurarak gerekli işlemi yaptırabilirler.

Araç Satış Ve Tescilleri Noterde

24 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Gündem

İkinci el araçlarda satış işlemlerini noter yapacak
İkinci el araçlarda satış ve devirlerinin işlemlerinin noterler tarafından yapılmasına ilişkin kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.

Teklife göre, noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olacak ve düzenleme, 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

Satış ve devir işlemleri, her türlü harçtan, damga vergisi ve değerli kağıt bedelinden istisna tutulacak. Bu istisnalar 1 Ocak 2010′dan itibaren geçerli olacak.

Noterler, satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında 20 TL maktu ücret alacak.

Teklife göre, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacak.

Noterler araçla ilgili sorgulamayı online olarak yapacak.

Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz olacak.

Satış ve devir işleminin, siciline işlenmek üzere üç iş günü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirilmesiyle birlikte alıcı adına trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılacak.

Yapılan satış ve devir işlemi üzerine noterler, yeni malik adına bir ay süreyle geçici belge düzenleyecek.

Satış ve devir işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek elden veya posta aracılığıyla teslim edilecek.

Satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve değerli kağıt bedellerinden istisna olacak.

Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerli kağıtların bedelleri de satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilecek.

Noterler, satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında toplam 20 TL maktu ücret alacak.

Bu düzenleme, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak.

Bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 TL, hükümlere uymayan noterlere ise her bir işlem için 1000 TL idari para cezası verilecek.

Düzenleme uyum ile ilgili çalışmaların tamamlanması amacıyla 1 Mayıs 2010 tarihinde yürürlüğe girecek.

Ancak, satış ve devir işlemlerinde harç, damga vergisi ve değerli kağıt bedelleri istisnası ile 20 TL artı KDV şeklindeki noter ücreti uygulaması, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak.

-KONUŞMALAR-

Teklif ve değişiklik önergeleri üzerinde görüşlerini dile getiren milletvekillerinden AK Parti Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar, satış ve devirleri emniyete veren düzenlemenin doğru bir düzenleme olduğunu savundu.

”Noterleri düşünüyoruz, milyonlarca insanı mağdur ediyoruz” diyen Ayar, noterlerin gelirlerinin yarıya yakınının satış işlemlerinden sağlandığını ”düzenlemenin esas gerekçesinin bu olduğunu” ileri sürdü.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali, noterlerin kesin tescil belgesini de düzenlemesi durumunda, noterlerin işlemleri yapmasının iyi bir uygulama olabileceğini kaydetti.

AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber, işlemlerin noterde tek elde yapılmasının vatandaşa kolaylık getireceğini söyledi.

Maliye Müsteşarı Naci Ağbal, düzenlemenin, işlemlerin tek bir yerden ve kolaylıkla yapılmasına olanak sağlanacağını anlattı. Ağbal, satış ve devir işlemlerinde maliyetlerin bugünden çok daha aşağıda olacağını belirtti.

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Uygulama Denetleme Daire Başkanı Nevzat Önder, kendileri için, ”vatandaşların tek bir noktadan ve az maliyetle bu işlemleri gerçekleştirmesinin” önemli olduğunu ifade etti.

Önder, tescil belgesinin neden noterler tarafından verilmediğine ilişkin bir soruyu yanıtlarken, tescil işlemlerinin güvenli bir ortamda ve pahalı makinelerle yapılabildiğinin altını çizdi.

AK Parti Konya Milletvekili Hasan Angı, hem noterlerin hem de emniyetin tescil işlemi yapabilmesine olanak tanınmasını istedi. Trafik Uygulama Denetleme Daire Başkanı Önder, bu öneriye karşılık, ikili bir yapının mümkün olmadığını anlattı.

Maliye Bakanlığı Müsteşarı Ağbal, bir soruyu yanıtlarken, 30 bin TL değerinde bir araba için 252 TL olan noter masrafının, düzenlemenin ardından 20 TL’ye düşeceğini bildirdi.

Noterler Birliği Başkanı Hasan Yeni de noterlerin bazı yakınmalarının olduğunu ancak, ücret yüksekliğinin harç ve vergilerden kaynaklandığını belirterek, düzenlemenin ardından bu şikayetlerin de ortadan kalkacağını söyledi.

Yeni, noterlerin mahalline gidip işlem yapabildiğini, yetki verilmesi durumunda nihai tescil belgesini de düzenleyebileceklerini kaydetti

Adı, ”2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” olarak değiştirilen teklife, önerge ile iki madde daha eklendi.

Bu maddelere göre, Maliye Bakanlığının, belediyelerin vergi borçlarına karşın taşınmazlarının Maliye Bakanlığı tarafından satın alınması ve borçlarına terkin edilmesi hükmünün, 2014 yılına kadar uzatılmasını öngörüyor.

CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, araç devir teslimi ile ilgili teklifin görüşülmeden oylanması konusunda uzlaşmaya varıldığını hatırlatarak, bu kanun teklifine başka maddeler eklenmesinin ”doğru ve şık olmadığını” savundu.

Kaynak : Zaman Com TR

Belki siyasetçi değiliz belki sesimizde  personeliz diye az çıkıyor ama bu kanun tasarısını Noter Çalışanlarını Savunan bir Sivil Toplum Örgütü olarak tam destek ile destekliyoruz.

Noterler Devre Dışı Bırakılamaz.

21 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Gündem

Noterlik kurumu, sadece ülkemizde değil, özellikle Latin ülkelerinde, kamu hizmeti veren, yargının yükünü hafifleten ve ona yardımcı olan bir meslektir. Bu özelliğinden dolayı, hukukun temel taşlarındandır. O sebeptendir ki, demokrasi ile yönetilen bütün medeni ülkelerde, hatta otoriter devletlerde bile, bu kuruma ihtiyaç duyulmuş, mümkün olduğu kadar sistemin içinde tutulmaya çalışılmıştır.
Son yıllarda, ülkemizde ne yazık ki, bürokrasiyi azaltmak ve halkın maddi külfetini indirmek amacı ileri sürülerek, önemli ve resmileştirilmesi gereken belgelerde bile noterleri devre dışına itme girişiminde bulunulduğu gözlenmektedir. Noterler için, bazı yerlerden aleyhte bir rüzgâr estirilmeye çalışıldığını üzülerek görmekteyiz.
Öncelikle bilinmelidir ki, noter bürokrat değildir. Meslekte bürokrasiyi çağrıştıran “bugün git yarın gel” söylemine rastlanamaz.. Noter, önüne geldiği işi o zaman dilimi içinde çözümlemek, yasal bir engel yoksa yerine getirmek durumundadır… Noter masraflarının fazlalığı ve “çok kazanıyorlar” iddiası da gerçeği aksettirmemektedir. Noterlerin verdikleri makbuzlar incelendiğinde, görülecektir ki, Maliye’nin payı çok büyüktür. Kaldı ki, noter kendisine kalan kısmın vergisini ödemekte, ayrıca doğal olarak da kurum masraflarını, personel giderlerini karşılamaktadır. Bu konuda bir şikayet varsa, devlet alacağını aşağı çekmekle yükümlü olmalıdır..
Şu anki uygulamaya göre, yeni yılın ilk ayı ile birlikte, Devlet kağıtlarına damga ve harçlara zam yapılmakta, noter ücretleri Mart ayında düzenlenmektedir. Ancak Maliye gerek gördüğünde, zaman aralıkları içinde, yılda ikinci defa kendi alacaklarını yükseltmekte bir sakınca görmemektedir. Bu tür uygulamalar halkımız ve noterler aleyhine olmaktadır ve vazgeçilmelidir.
Noterlerin işlerinin azaltılması devam ederse, bunların ayakta kalmaları zorlaşacak, mesleğe olan talepler azalacak, belki yarın atama için noter bulunamayacaktır. Böylece yargının yükü daha da artacak anlaşmazlıkların doğmadan önlenmesi yolu gittikçe kapanacaktır. Nitekim ihale sözleşmelerinde noter onay mecburiyetinin kaldırılmasından sonra, bu sözleşmelerin yarısından fazlasının yargıya intikal ettiğini, araştırmalar ortaya çıkarmıştır. Yine futbolcu ile yapılan sözleşmelerde de de aynı uygulamaya geçilmiş olması, devletin vergi kaybının yanında, yüksek meblağlı işlemlerin denetim dışında kalması sonucunu doğurmaktadır…
Araç satışları da dahil, bütün sözleşmelere, çok az masraflarla noter onay mecburiyeti getirilmelidir. Böyle yapılırsa, bütün akitler resmî belge haline getirilmiş olacak; denetime açık, kayıt dışılığı önleyici bir niteliğe bürünecek, yargıya intikaller ve uyuşmazlıklar azalacaktır.
Bu sebeplerle, güven kurumu olan noterlerin işlerinin azaltılmasına gidilmesinin aksine, artırılmalı; noter, iş ve işlemlerde devrede kalmalıdır. Bu, aynı zamanda emanet ve sorumluluğun üstlenilmesidir ki, noterler verebilecekleri zarardan dolayı, personeli de dahil, bizzat kendileri sorumludurlar ve Devlete yük olmamaktadırlar. O sebeple, meslek örgütü tarafından, özel sigortalarla her yıl hukuksal sorumluluk sözleşmesi imzalanmaktadır. Belki, dünyada noterler, Devlete yük getirmeyen, tam tersine verdiği vergilerle bütçeye katkıda bulunan tek kurum durumundadır.
AB’ye uyum yasaları içinde, “Yeni Noterlik Yasası” oluşturulmalı, halen tasarı halinde bulunan taslağın hayata geçirilmesi bir an önce yeni eklerle sağlanmalıdır. Böylece, batı ülkelerinin büyük çoğunluğunda olduğu gibi, taşınmaz işleri ve çekişmesiz yargı kapsama alınmalıdır.
Noterlerce iş sahiplerinin belgeleri onaydan geçirilmesi halinde;
1-Yargının yükü hafifleyecek, 2-Uyuşmazlıklar doğmadan önlenecek, 3-Çok şikayetçi olduğumuz kayıt dışılığın önüne geçilecek. 4-Hukuk mezunu olanların mesleğe girişleri artacak. 5-Personel alımları çoğalacağından, işsizliğin önlenmesine katkıda bulunulmuş olacaktır.
> Ahmet Günal-ÇUBUK

Kaynak: Turkiyegazetesi.com.tr

Tercüme

19 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sitemiz Hakkında

Yeminli Tercüme Nedir?
 
 Belgelerinizin bir dilden hedeflenen diğer bir dile, büromuzda çalışan noterden yemin belgeli tercümanlar tarafından tercüme yapılmış,ilgili tercüman ve tercüme bürosu tarafından kaşelenerek imzalanmış şeklidir. 
 Yemin zaptı nedir,
Türkiye’de noterler tarafından hazırlanarak, yeminli tercüman olmak için başvuru yapan tercümana verdiği bir belgedir.

Yeminli tercüman  belgesi nedir?
  Türkiye’de  yeminli tercüman olmak için başvuru yapan  tercümana, ilgili noterler tarafından hazırlanarak,verilen bir belgedir.

 Yeminli tercüman nedir? 
  Türkiye’de  yeminli tercüman olmak için başvuru yapan  tercümana, ilgili noterler tarafından hazırlanarak, verilen belgeye sahip olan tercümana yeminli tercüman denir.

Yeminli tercüman kimdir? 
  Türkiye’de  yeminli tercüman olmak için başvuru yapan  tercümana, ilgili noterler tarafından hazırlanarak, verilen belgeye sahip olan tercümana yeminli tercüman denir.

Yeminli tercüman belgesi nasıl alınır?
 Yeminli tercüman olmak için, öncelikle Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekmektedir. Ayrıca yeminli tercüme (çeviri) işi yapacak olan tercüman, yabancı dili ve kendi ana dilimizi (Türkçe) bildiğini gösteren belgelerle birlikte (üniversite diploması, transkript, yüksek öğrenim belgesi, mastır belgeleri vs.) tercüme bürolarına müracaat ederler. Tercüme bürosunun çalıştığı ilgili noter bu belgelere dayanarak, ilgili tercümana bir deneme çevirisi yaptırır ve ilgilinin o dili yeterli düzeyde bilip bilmediğini kontrol eder. Başvuruda bulunan tercümanın tercüme yatığı dilde yeterli olduğuna kanaat getirirse noter kendisine tercüme bürosunun da onayı ile yemin zaptı çıkarabilir. Tercüman noter önünde her iki dilide tarafsız ve doğru olarak tercüme yapacağına dair yemin eder.

Noter yeminli tercüme bürosu nedir?
  Resmi olarak faaliyette olan ve bünyesinde her dilde çeviri yapabilecek şekilde profesyonel anlamda yeminli tercümanlar bulunan noterlere bağlı kuruluşlardır.
 
Yeminli ve yeminsiz tercüman arasındaki fark nedir? 
Yeminli tercümanın tercümesini yaptığı özel ve resmi belgelerin altına imza atma yetkisi vardır.Yemin belgesi olmayan tercümanın yaptığı özel ve resmi belgelerin altına imza atma yetkisi yoktur.
Ayrıca noter tasdiki olacak, özel veya resmi belgenin tercümesine sadece yeminli tercuman imza atablir.Yemin belgesi olmayan tercümanın yaptığı tercümeleri noter onaylamaz. Haber kaynağı ;aktastercume

Tercüme hakkında daha fazla bilgi ve tercüme evrakları tastiği hakkında bilgi için lütfen admin@katibiadil.com adresine mail atınız.

TNB nin Arabulucuk Kanun Tasarısı Hakkındaki Görüsü

19 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Sitemiz Hakkında

Adalet Bakanlığı ve İngiltere Büyükelçiliği tarafından yürütülen, “Türkiye’de Arabuluculuk Sisteminin Geliştirilmesi” projesi kapsamında 5-6 Kasım 2009 tarihlerinde Ankara Hilton Otelinde düzenenen, Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk sempozyumun ikinci gününde, Türkiye Noterler Birliği’nin görüşlerini Türkiye Noterler Birliği Başkanı Sn. Hasan Yeni sundu. Sunum metni şu şekildedir:

Sayın Başkan,

Değerli Hukukçular,

İş dünyasının ve meslek odalarının değerli temsilcileri,

Değerli Akademisyenler, basınımızın güzide temsilcileri

Böylesine seçkin bir topluluğa hitap ediyor olmaktan ve aranızda bulunmaktan büyük onur duyduğumu ifade etmek isterim. Şahsım ve kurumum adına şükranlarımı sunuyorum. Hoş geldiniz. Geleceğe olan inanç ve güven duygusuyla hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Uluslararası Arabuluculuk Sempozyumu adı altında yapılan bu toplantıyı organize eden Adalet Bakanlığımızı, Ankara’nın İngiltere Büyük Elçiliğini ve Conflict Management International kuruluşunu kutluyor tüm katılımcı ve konuşmacılara teşekkür ediyorum.

Kişiye, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde hukuki destek ve koruma sağlamak, Hukuk Devletinin temel ilkesi olup bundan vazgeçilmesi düşünülemez. Bu bir Anayasal hak olup, Anayasamızın 36 ncı maddesindeki “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak sureti ile yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü gereğince, devletin yargı organlarına başvuru hakkı Anayasal teminat altına alınmıştır.

Ancak, tarafların serbest iradeleri ve istekleri doğrultusunda bir araya gelerek, ihtilaflarını rıza ve serbest iradeleriyle çözmelerine mani olacak bir durum söz konusu değildir. Barışçıl yöntemlerin denenmesinin hiçbir mahzuru olamayacağı gibi, bu girişimlerin sonuçsuz kalması halinde, yargı yolları her zaman açıktır. Yargının bağımsız ve adil olması yanında, hızlı işlemesi ve gecikmelere sebebiyet veren hususları ortadan kaldırarak görevini tamamlaması da gereklidir.

Anayasamızın 141.maddesinde “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” demektedir. Ayrıca; Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesinde de yargılamanın makul süre içerisinde sonuçlandırılması hükmü yer almaktadır. İşte bu noktada konumuz; Kişilerin Anayasal Haklarına zarar vermeden, yargının şemsiyesi altında alternatif yollar arayarak, hukuki ihtilafların serbest irade ve rıza ile barışçıl yollardan çözülmesi ve bu suretle mahkemelerin yükünü azaltarak daha sağlıklı görev yapabilmelerine olanak verilmesi konusudur.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk derken genel olarak şöyle anlıyoruz:

Uyuşmazlık içinde olan taraflar yargıya başvurmadan önce yahut yargılama sırasında, tamamen kendi serbest irade ve rızaları ile barışçıl bir sonuca varılmasında kendilerine yardımcı olacak üçüncü bir kişiden yararlanırlar. Arabulucu dediğimiz bu kişi sistematik teknikler uygulayarak taraflar arasındaki iletişim ve müzakereleri düzenleyerek birbirlerini daha iyi anlamalarını ve kendilerini rahatça ifade etmelerini sağlar. Arabuluculuk süreci içerisindeki esas etkinlik; tarafsızlık, gizlilik, eşitlik, taraftar arasındaki bilgi alışverişini sağlamak ve pazarlıktır.

Arabulucu tarafların güvenini kazanmalıdır. Tarafları uzlaşmaya zorlayamaz ve karar verme yetkisi yoktur. Çünkü, görevi, hakim gibi karar vermek değil tarafların bir anlaşma noktasına kendi serbest irade ve istekleri ile gelebilmelerine ortam hazırlamaktır. Unutulmaması gereken önemli hususlardan birisi de, tarafların iyi niyetle ve birbirlerinin çıkarlarını kollama ve paylaşmaya istekli olmaları hususudur. Bu da uzlaşı kültürünün gelişmesi ve toplumsal barışın öneminin eğitim yolu ile kitlelere aktarılması ile mümkün olabilecektir.

Sözlerimin burasında, Noterlik mesleği ile Arabuluculuk müessesesi arasındaki ilişkiye değinmek istiyorum. Noterlerin de arabuluculuk görevini yapabileceklerini, mevcut Noterlik Yasasının temel bazı hükümlerine ve genel tanımda açıklanan Arabuluculuk için gereken özelliklere dayanarak açıklamak istiyorum.

Noterlik Kanununun 1., 37., 50., ve 54. Maddeleri hükümleri ile yukarıda yaptığımız açıklamaları birlikte değerlendirdiğimizde şu sonuçlara varmak mümkün olacaktır.

  • Noterlik Kanunu çerçevesinde, noterlerin kanunen arabuluculuk yapmasına engel bir durum yoktur. Hatta Kanunda, arabuluculuktan daha ileri bir nokta olan ve hâkim gibi karar verebilen hakemliğe izin verilmiştir. Hakemlik, tahkim kuralarına göre yargılama yetkisini de içermektedir. Dolayısıyla, hakemliğe izin verilen bir düzenlemede, yargılama yapma ve karar verme yetkisinin olmadığı, Arabuluculuğa izin verilebileceği düşünülmelidir.
  • Arabuluculuğun temel özellikleri, tarafsızlık, gizlilik ve güvenilirliktir, bunlar aynı zamanda noterliğin de kanundan doğan en temel niteliklerindendir. Noterler bu özelliklere uygun olarak iş ve işlem yapmak zorunda olup bu konuda yemin ederler.
  • Noterler, işlem yaptıkları hususlarda aynı zamanda bir danışman gibi davranmak ve işlem güvenliği için objektif şekilde yardımcı olmak durumundadır. Bu açıdan taraflar arasında tarafsız, bağımsız ve eşit davranma alışkanlıklarını kazanmışlardır. İşlemlerin doğru ve amaca uygunluğu için, tarafların iradelerini doğru anlamak, yorumlamak, ve işleme yansıtmak mesleğin gereğidir. Bu alışkanlık, sorunların anlaşılması, tespiti ve çözüm üretilmesi bakımından Arabuluculuk için önem taşımaktadır.
  • Kamu hizmeti gören noterlerin, taraflar üzerinde güven açısından olumlu neticeleri olacaktır.

 

Değerli Meslektaşlarım,

Saygıdeğer katılımcılar,

Her ülkeye ve sosyolojik gerçeklerine uygun alternatif uyuşmazlık çözümleri mevcut olduğunu düşünmekteyim. Ancak, değişik ülkelerdeki uygulama sonuçlarına göre arabuluculuk, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde en yaygın ve başarılı olanıdır. Gerekli altyapının sağlanması halinde toplum kültürümüzde zaten var olan arabuluculuğun ülkemizde de başarılı olacağına inanıyorum.

Bu toplantının, hepimizin arzu ettiği gibi; yarının toplumu yararına, barış, uyum ve refahını temin için katkı sağlayacağına inanıyorum.

Saygılarımla,

Haber Kaynağı :  arabulucu.com

Geçmiş Olsun

19 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Değerli meslektaşımız ve üyemiz Kozan 2. Noter Başkatibi Sultan DAMAR geçirdiği ağır hastalık sonrası hastaneye kaldırılmış olup tedavileri sürmektedir.

Başarılı geçen operasyon sonrası sağlığına kavuşma yolunda bir adım atan değerli arkadaşımız Sultan hanıma ve yakınlarına Katibiadil.Com yönetimi ve üyeleri adına geçmiş olsun dileklerimizi iletir. Daha sağlıklı ve mutlu olmalarını temenni ederiz.

Değerli Katibiadil.Com üyeleri ve meslektaşlarımızın Sultan hanıma ulaşabilecekleri telefon numarası aşağıdadır.

Telefon : 0-322-515 87 87  Oda No : 209

Katibiadil.Com Yönetimi

Sigara ve Kanser

18 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Duyurular

Akciğer ve cilt kanserlerinin genetik kodlaması çözüldü. Akciğer kanseri oluşumunda, her 15 sigaranın DNA’da bir mutasyona yol açması şok etti.

İngiltere’nin Cambridgeshire bölgesinde bulunan Wellcome Trust Sanger Enstitüsü dünyada ilk kez akciğer ve cilt kanserlerinin genetik kodlamasını çözdüğünü açıkladı. Batı basınının ‘kanser tedavisinde dönüm noktası’ dediği bu çalışma aslında İngiliz bilim adamlarının öncülüğünde tüm kanser türlerine yönelik yapılan dev bir çalışmanın parçası. Yine İngiltere’de göğüs kanseri, Japonya’da karaciğer ve Hindistan’da ağız kanseri, Çin’de mide kanseri, ABD’de de beyin, yumurtalık ve pankreas kanserleri için eş zamanlı olarak genetik kodlama çalışması yapılıyor. Peki bulguları Nature dergisinde yayımlanan Wellcome Trust’un akciğer ve cilt kanseri üzerinde ulaştığı sonuç ne anlama geliyor. Uzmanlar hücrelerin kanserli hale gelmesine yol açan değişimleri (mutasyon) belgeleyerek nedenlerini saptadı. Bu da kan tahlilleri ile erken teşhis ve kişiye ve kanser türüne göre müdahalenin yolunu açacak. Wellcome Trust’un akciğer kanseri oluşumu ile ilgili en önemli bulgusu her 15 sigaranın DNA’da bir mutasyona yol açması.

10 ÜLKEDE 5 YIL SÜRECEK
Akciğer kanserinin DNA kodu ise çoğu sigara içme sonucunda oluşan 23 bini aşkın hücre bozukluğunu kapsıyor. Cilt kanseri ise çoğunluğu güneşte fazla kalmadan dolayı oluşan 30 bin genetik bozulmadan kaynaklanıyor. Ancak 10 ülkenin ortaklaşa yaptığı çalışmanın tamamlanmasının 5 yıl süreceği bildiriliyor

 

Haber Kaynağı :Turktime.Com

Haber güzel aslında hepsinide biliyoruz ama….

Emeklilere müjde

18 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Gündem

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, eczanelerle doğrudan sözleşme yapma kararı almalarının en temel gerekçesinin, vatandaşın hakkını korumak olduğunu belirterek, “Herhangi bir kurum kedi iç çekişmeleri ve iktidar mücadeleleri sebebiyle vatandaşımıza hizmet sunmaktan imtina ederse Bakan’ın görevi bununla ilgili tedbir almaktır” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmeleri sırasında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini cevapladı. Dinçer, eczanelerle ilgili doğrudan sözleşme yapma kararı alınmasının gerekçesinin sorulduğunu hatırlatarak, “En temel gerekçemiz vatandaşın hakkını korumak. Vatandaşın ilaca erişiminde herhangi bir aksaklığa meydan vermeden etkin bir hizmet sunmak. Şayet herhangi bir kurum kedi iç çekişmeleri ve iktidar mücadeleleri sebebiyle vatandaşımıza hizmet sunmaktan imtina ederse Bakan’ın görevi bununla ilgili tedbir almaktır” diye konuştu.

Bakanlığın sözleşmeden kaynaklanan bir hakkı bulunduğuna işaret eden Dinçer, Türk Eczacılar Birliği ile Çalışma Bakanlığı’nın kendi arasındaki sözleşmede, her iki tarafın karşılıklı olarak sözleşmeyi bir ay önceden birbirlerine bildirmek şartıyla iptal edebileceklerine dair bir hüküm bulunduğunu söyledi. Dinçer, sözleşmeden doğan bu haklarını kullandıklarını dile getirdi. Vatandaşın dışında eczanelerin de hakkını korumak istediklerini ifade eden Dinçer, “Birilerinin araya girip eczanelerimizden bizimle yaptığı sözleşmeyi parayla satmasını istemesine mani olmak amacındayız. Ayrıca bu işlemleri yaptığı için de aidat toplamasından çok rahatsız olduğumu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu. Dinçer, üçüncü gerekçelerinin ise Bakanlığın ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun haklarını korumak olduğunu açıkladı.

Emeklilerle ilgili İntibak Kanunu konusunda sorular geldiğini belirten Dinçer, bununla ilgili çalışmaları tamamladıklarını, bütçe görüşmelerinden sonra bunu milletvekilleriyle paylaşmak istediğini ifade etti. Dinçer, “Kaynak bulmayla ilgili çalışmalarımızı tamamladığımız andan itibaren sizinle paylaşacağız” dedi. Bu konudan ‘intibak meselesi’ diye bahsedilmesinin doğru olmadığını kaydeden Dinçer şöyle konuştu:

“İntibak bütün emeklileri kapsamıyor. Sadece sanayi işçilerinin arasındaki sorunları ifade eden bir kavramdır. Halbuki Bağ-Kur emeklilerimizin ve sanayi işçisi olmayan diğer SSK’lı işçilerin de maaşlarının iyileştirilmesiyle ilgili sorunlar vardır. İntibaktan çok emeklilerin maaşlarının veya gelir durumlarının iyileştirilmesi varsayımından hareketle bir çalışma yürütüyoruz.”

Haber Kaynağı Stargaze.Com

Hicri Yılbaşımız Kutlu Olsun

17 Aralık 2009 Yazan admin  
Kategori Gündem

“Haksızlık karşısında hiçbir zaman susmayan, Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’in biricik torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın ciğerparesi Hz. Hüseyin’in ve 70 arkadaşının Kerbelada şehit edilişinin yıl dönümü olan Muharrem ayının ve Aşure Gününün tüm İslam âleminde ayrı bir anlamı vardır.  “Bu acı ve elem bütün Müslümanları derinden yaralamıştır. Bu tür müessif olayların tekrardan vuku bulmaması için her zamankinden daha fazla birlik, bütünlük ve kardeşliğe ihtiyacımız vardır. Bu vesileyle Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmetle anıyor, kutsal ve matem ayı olarak kabul edilen bu ayın ve yeni hicri yılın; birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize vesile olmasını diliyorum.”

Bugün 1 Muharrem 1431. Hicri Takvime göre yeni yılın birinci günü. Müslümanların yılbaşı gecesi olarak kutlandığı gibi bu ay Kuran’da adı geçen mübarek aylardan olarak kabul edilip, özellikle Şii ve Alevi müminler için de büyük önem arz eden Aşura orucunu içinde barındırmaktadır.

Hicri Yılbaşımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Katibiadil.Com Yönetimi

 

Kaynak : Malatyahaber

Sonraki yazılar »